Connect with us

Didim

Didim ‘En güzel gökyüzü altındaki en güzel yeryüzü’

1967 yılına kadar köy olarak kimliğini sürdüren Yenihisar’a 1968 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1980’li yıllarda başlayan turizm hareketiyle birlikte hızla gelişmeye başlayan belde, 1991 yılında Yenihisar adıyla ilçe olmuştur.

Published

on

Altinkum_Didim_Didim_Jet_Magazin
Photo: Didim Ticaret Odası

Didim ilçesinin ilk yerleşim izleri Neolitik Devre (M.Ö. 8000) uzanır. M.Ö. 16. yüzyılda Miken, Giritliler ve daha sonra da Aka kolonilerinin varlığı görülür. “Karia” bölgesinin sınırları içinde yer alan Didim (Didyma), Milet’in “kutsal alanı” olarak Likyalılar, Persler, Seleucidler, Attalidler, Romalılar ve Bizanslıların ardından Türklerin eline geçmiştir. 1. Haçlı Seferleriyle yeniden Bizans sınırlarına katılmıştır. Karia Bölgesi 1280 yılında Menteşe Beyliği, 1300 yılında Aydınoğlu Beyliği ve 1413 yılında Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girdi. 14. yüzyıldaki büyük depremde yıkılan mabetle birlikte uzun yıllar Didim yerleşimi, Cumhuriyet öncesine değin varlığını küçük bir Rum köyü olarak sürdürmüştür. Yoran / Yeronda adlı bu köyün, kuzey doğusunda “İslam Yoran” diye adlandırılan on-on iki hanelik bir de Türk yerleşimi vardı. Kurtuluş Savaşı sonrasında 1922 yılında bölgede yerleşim boşaltılmıştır. 1924 yılında mübadele kapsamında bu bölgeye Yunanistan başta olmak üzere Balkan ülkelerinden gelen mübadiller iskân edilmiştir.

Osmanlı imparatorluğu zamanında varlığını “ Yeronda – Yoran ” ismi ile sürdürmüştür. 1955 yılında yörede yaşanan deprem felaketi sonrasında “Hisar” olarak adlandırılan Apollon Tapınağı çevresindeki yerleşim 1961 yılında dağıtılan Afet Konutlarıyla birlikte bir kilometre güneye “Yenihisar” adıyla taşınmıştır.

Yaşayan Şehir Didim

1967 yılına kadar köy olarak kimliğini sürdüren Yenihisar’a 1968 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1980’li yıllarda başlayan turizm hareketiyle birlikte hızla gelişmeye başlayan belde, 1991 yılında Yenihisar adıyla ilçe olmuştur. 1997 Yılında isim benzerliğine meyil vermemek için dünya üzerinde sadece bir yerde bulunan ve kök olarak “Didymaion” dan gelen  “Didim ” olarak yenilenmiştir.

Didim, bulunduğu konum nedeniyle tarihte iz bırakan uygarlıklara tanıklık etmiş ve jeopolitik açıdan önemli bir yerdir. Batı dünyası her ne kadar uygarlıkların Yunan kaynaklı olduğunu söylese de, Anadolu toprakları dışarıdan gelen tüm uygarlıkları kendi kültür potasında eriterek, kendine özgü yeni uygarlıklar yaratmaya devam etmiştir.

Osmanlı imparatorluğu zamanında varlığını “ YerondaYoran ” ismi ile sürdürmüştür. 1955 yılında yörede yaşanan deprem felaketi sonrasında “Hisar” olarak adlandırılan Apollon Tapınağı çevresindeki yerleşim 1961 yılında dağıtılan Afet Konutlarıyla birlikte bir kilometre güneye “Yenihisar” adıyla taşınmıştır.

1967 yılına kadar köy olarak kimliğini sürdüren Yenihisar’a 1968 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1980’li yıllarda başlayan turizm hareketiyle birlikte hızla gelişmeye başlayan belde, 1991 yılında Yenihisar adıyla ilçe olmuştur. 1997 Yılında isim benzerliğine meyil vermemek için dünya üzerinde sadece bir yerde bulunan ve kök olarak “Didymaion” dan gelen  “Didim ” olarak yenilenmiştir.

 Didim, bulunduğu konum nedeniyle tarihte iz bırakan uygarlıklara tanıklık etmiş ve jeopolitik açıdan önemli bir yerdir. Batı dünyası her ne kadar uygarlıkların Yunan kaynaklı olduğunu söylese de, Anadolu toprakları dışarıdan gelen tüm uygarlıkları kendi kültür potasında eriterek, kendine özgü yeni uygarlıklar yaratmaya devam etmiştir.

Didim’ in girişinde, Batı Anadolu kıyılarının en etkileyici bağımsız anıtı olarak kabul edilen Apollon Tapınağı yükselir. Tapınağın anıtsal boyutları ve benzersiz planı kadar , çok iyi bir durumda koruna gelmesi de hayranlık uyandırmaktadır. Yunan dünyasında Apollon Tapınağı’nı boyutları bakımından önemli bir farkla geride bırakacak herhangi bir tapınak yoktur. Hellenistlik dönemde tasarlanan Apollon Tapınağı, dev boyutlu mimarlık yapıtlarının Roma’lıların tekelinde olmadığını göstermektedir. Didyma hiçbir zaman bir kent niteliği taşımamıştır. Tapınak ve onun yönetiminde ki bilicilik , Miletos toprakları içerisindedir ve rahibi de kentin önde gelen resmi görevlileri arasında yer almıştır.

Didyma adı Yunanca’ dan değil, Anadolu dillerinden kaynaklanır. Rastlantı olarak Yunanca “ ikizler “ anlamına gelen didymi sözcüğüne benzemesi, Apollon ve ikiz kız kardeşi Artemis ile ilişkili olduğu sanısını uyandırmaktadır. Apollon Tapınağı bir Bilicilik Merkezi durumundadır.

Milet ve çevre kentlerden gelen ziyaretçiler Panormos Limanından ( Mavişehir yakınlarında )  karaya çıkarak, tapınağa bir kutsal yol ile ulaştıkları bilinmektedir. “Kutsal Yol” un iki tarafında heykeller sıralanmıştır. M.Ö. 6. YY tarihlenen bu heykellerden bir çoğu  1858 yılında Newton tarafından British Museum’ a gönderilmelerine kadar orijinal yerlerinde kalmışlardır. Çoğu Arkalik döneme ait dik bir biçimde oturan figürleri betimler.

Bir Roma efsanesine göre gözleriyle baktığı kişiyi taş haline getiren Gorgon kız kardeşlerden Medusa’ ya ait baş kabartması sanatsal ve tarihi açılardan çok değerli kabul edilmektedir ve günümüzde Didim ve Apollon Tapınağı’nın sembolü kabul edilmektedir.

Milet-Apollon Tapınağı arasında uzanan “Kutsal Yol” sonunda “Artemis Kutsal Alanı” bulunmaktadır. Bu mukaddes yol tapınakla, bu günkü Mavişehir’ in bulunduğu yerdeki Panormas limanı arasındadır. Dua ve  bir takım istekleri için gelenler Panormos Limanında karaya inerler ve 4km. çevresi aslan ve Branhid heykelleriyle süslü mermer “Mukaddes Yolu yürüyerek Tapınağa varırlardı.

“Orakl”, Claros´da olduğu gibi kadın kahinler ya da “Orakl” rahibeleri tarafından “Hexametrik” olarak yani altı mısralık şiirlerle verilirdi. Ziyaretçiler, “Orakl”a ulaşmak için önce kutsal yolu geçmek zorundaydılar.

Didima´ya gelen ziyaretçiler rahiplerin yönetiminde ayinler yaparlar, alaylar oluştururlar, geceleri meşalelerle yürüyüşler yaparlardı. Kutsama dönemlerinde Miletliler o zaman liman olan Panormas limanına gelirler, dört kilometrelik taş yolu (son iki kilometresi heykellerle süslüydü) şarkılar söyleyerek (Paion: Kutsal şarkılar) yürürler ve Tapınağa ulaşırlardı. Bu yürüyüş dört gün sürerdi. ( Kaynak: www.didim.bel.tr )

Didim

ELVAN İLK ŞARKISI “ PSİKOZ” İLE BÜYÜK BEĞENİ TOPLADI

Çocukluğundan bu yana içten içe hep müzikle de ilgilenen Elvan Telyakar’ın yeni başlayan müzikal yolculuğu herkesi şaşırttı. Psikoz tüm dijital platformlarda

Published

on

elvantelyakar_psikoz

elvantelyakar_psikoz

Elvan Telyakar 

Çocukluğundan bu yana içten içe hep müzikle de ilgilenen Elvan Telyakar’ın yeni başlayan müzikal yolculuğu herkesi şaşırttı. 1980 Kars doğumlu eşi Mete Telyakar ve çocukları ile uzun yıllardır Didim’de yaşayan Elvan Telyakar Didim Selçuk Özsoy Lisesi mezunlarından. Girne Amerikan Üniversitesi eğitimi için bir süre Kıbrıs’ta da yaşayan Elvan, Anadolu Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı üzerine de lisans yapan renkli ve sosyal kişiliği ile Didim’de tanınan ve sevilen simalardan olan sanatçı, geçmişte bir dönem radyo programcılığı da yapmış.

Çocukluğundan bu yana, yaşadığı, biriktirdiği ne varsa artık kendisinde taşmaya başlayınca ve taşıyamaz hale gelince Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıklarında kendisine konulan Psikoz Teşhisi sonrası, uzunca bir tedavi süreci geçirmiş.

elvantelyakar_psikoz

Elvan Telyakar 

‘Ne yazdıysam hepsi çok gerçek !’

En genel ve basit tanımı ile Psikoz, depresyon ile başlayıp, zamanla gerçeklik algınızı bile değiştiren, hayatı zorlaştıran psikiyatrik bir hastalık. Kişilerin gerçeklerden ve dış dünyadan koparak, kendi iç yolculuğunda yaşadığı kavrama, düşünce, idrak, konuşma ve davranış problemleri ile ortaya çıkan ve tedavi edilebilen beyin hastalığı diye tarif ediyor kitaplar.

Pek çok kişi hasta olduğunu bile bilmiyor, psikolojik hastalıkları tanımıyoruz bile. O kadar çok içine bakmaya başlıyorsun ki, her duygunun kat be kat farkında olmaya başlıyor, her duygunun yaşattığı durumu da herkesten farklı olarak daha yoğun yaşıyorsun. Süreçte dün bugün yarın bazen iç içe geçebiliyor. Hayatın her anı, acısı ve tatlısı ile kıymetli. Her şey üretime dönüşebilir.

Geçmiş dönemlerde yaşadığım, hissettiğim ne varsa, tedavi sürecinde yazdım ben psikoz’u. Herkesten ve her şeyden izole olup müziğe sarılmışım. Müzik öyle şifalı ki, bazen acı, bazen neşe, bazen ağıt, bazen öğüt.

‘En çok ben şaşırdım!’

Çocukluğumdan bu yana hep yazdım, söyledim söylendim, içten içe hep mırıldandım ama bu performansı ben de kendimden beklemiyordum. en çok ben şaşırdım ama iyi ki şaşırttım.

Elvan Telyakar 

Elvan Telyakar 

Uyumadım gecelerce, yemedim içmedim onca gün dedim. Ne yaşadıysam onu yazmışım işte ama bak bugün herkes kendinden bir parça buldu. Şimdi bana gelen yorumları okudukça iyi ki yazmışım, iyi ki yapmışım Psikoz’u diyorum.

Kendim için müzik yolculuğu yapıyorum, ama bana eşlik edenleri gördükçe de mutlu oluyorum.

Ses ya da sahne sanatçısı değilim. Düne kadar özel bir müzik eğitimi almadım. İşin aslı başka başka şarkılar yapayım, albümlerim olsun, sahneye çıkayım gibi hayaller bile kurmadım ama dediğim gibi, bu süreçte ben en çok beni şaşırttım.

Şimdi daha çok şarkı yapmak, şarkılarımı daha iyi okumak, daha keyifli hale getirmek için bir yandan ses eğitimi almaya da başladım. Zaten yaptığım her işi en iyi haliyle yapacağım derken derken hasta oldum ben, daha iyisinden kendimi alıkoyamam. Eşim Mete Telyakar ve çocuklarım müzikal yolculuğumda en büyük destekçilerim oldular.

‘Psikoz Tüm Dijital Platformlarda Yayınlanlandığında beklediğimin de üzerinde bir ilgi gördü’

Elvan Telyakar / Psikoz Tüm Dijital Platformlarda Yayınlandığında gerek Youtube’da kişisel sosyal medya hesaplarıma ( instagram : @elvan.resmi )  gelen her yorumu, eleştiriyi dikkatle okuyorum. Bana “Bu kadar mı güzel anlatılır, bu kadar mı güzel bir şarkı olur” diyenler oldu, açıkcası hiç sevimsiz eleştiri de almadım ama mutlaka olmuştur. Beni dinleyen şarkımı iyi – kötü eleştiren herkese çok teşekkür etmek isterim. Ama önce sağlık, her şeyin başı sağlık. Bir farkındalık oluşturduysam ne mutlu bana.

Daha başka şarkılarım da var.  Hepsi psikoz gibi değil, çok neşeli şarkılarım da var. Başkalarının şarkımı söylemesi ve yorumlaması da çok hoşuma gidiyor.

Kendimi tamamlıyorum, bana iyi gelen şeyi yapıyorum, içimden gelen sözleri içimden geldiği gibi mırıldanıyorum, şarkılarım beğenildikçe mutlu oluyorum, daha da iyileşiyorum. İsteklerimizi ifade etmekten, gerçekleştirmekten korkmamak, yeteneklerimizi köreltmemek, cesur olmak, biraz da deli olmak lazım.

‘Kendimi dinlemeye, üretmeye, yazmaya, şarkılar yapmaya devam edeceğim.’

Beni iyileştiren ya da hasta eden tüm yaşanmışlıklarıma, bana ilham veren okuduğum kitaplara, kitap kahramanlarına, ruhumu besleyen iyi müziklere, şarkılara, bana her daim motivasyon veren eşime, aileme, çocuklarıma, müzikal yolculuğumda beni yalnız bırakmayan dinleyicilerime teşekkür ederim. Kendimi dinlemeye, üretmeye, yazmaya, şarkılar yapmaya devam edeceğim.

Yönetmenliğini Arif Özçetin’nin yaptığı Elvan Telyakar’ın ilk teklisi Psikoz’un klibi de Didim’de Didimin tarihi ve turistik değerleri ön plana çıkarılarak, Didim Apollon tapınağının büyüleyici tarihi atmosferinde çekilmiş. Levent Deniz Sönmez düzenlemesi ile Yapımcı firma De Prodüksiyon, Magus Medya Prodüksiyon ile ilk klip Youtube da izleyici ve dinleyisi ile buluşmuş. Didim tanıtımında da önemli rol oynadığını düşündüğüm Elvan Telyakar’a kendini gerçekleştirme ve müzik yolculuğunda başarılar dileriz. Dinleyenin ve alkışlayanın bol olsun.

Umut Kaşan – Didim

Elvan Telyakar’ın İlk şarkısı Psikozu izlemek için bağlantıya tıklayınız

 

Continue Reading

Didim

Didim’in Kent Kimliği üzerine Araştırma Yapan Dr. Arzu TOKER Didim için Anket Yapıyor.

Didim’in şehir kimliği adına vereceğiniz cevaplar ile çok önemli veriler sağlayarak bağımsız akademik bir araştırmaya destek vermiş olacaksınız.

Published

on

Dr. Arzu Toker Didim'in Kent Kimliğini Araştırıyor
Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Turizm fakültesi adına Didim’in Kent Kimliği üzerine Araştırma Yapan Dr. Arzu TOKER  için Aşağıda sizler için cevaplaması çok zor olmayan, öyle çok vaktinizi almayacak, vereceğiniz gerçek cevaplarla #Didim adına ve Didim’in şehir kimliği adına vereceğiniz cevaplar ile çok önemli veriler sağlayarak bağımsız akademik bir araştırmaya destek vermiş olacaksınız.
Bu araştırmayı yaparak, ilçemiz Didim için çok değerli bir çalışma başlatan Arzu Toker in mesajını aynen sizlere iletiyorum. ( Umut Kaşan )
Sayın Katılımcı,
Didim’in Kent Kimliği ile ilgili düşüncelerinizi anlamak için oluşturulmuş bu soru formuna verdiğiniz yanıtlarla bilimsel bir çalışmada kullanılacak doğru verilere ulaşılmasına destek olacaksınız.
Katkılarınız için şimdiden teşekkür ederim.
Dr. Arzu TOKER
Anadolu Üniversitesi
Turizm Fakültesi
Not : BU MESAJI OKUYAN HERKES KENDİ PROFİLİNDE DE PAYLAŞABİLİRSE ŞAHANE OLURDU, NE KADAR ÇOK VERİ , O KADAR  SAĞLIKLI SONUÇLAR GETİRECEKTİR. İLGİNİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. ( @dualiteli)

Continue Reading

Didim

Aşılanma sonrası gelişen mıknatıslanma halinin aşı ile ilgisi nedir?

Kaşık düşmüyor çünkü cilt yağı yapışkan vazifesi görüyor ve gözle görmediğimiz mikro pütürlükleri var, aynen araba lastiği gibi düşün, kaşık bu sebeple kaymıyor

Published

on

Aşıdan sonra bizlere gelen “Mıknatıs gibiyim” videolarının, elbet bilimsel bir açıklaması vardır diyordum varmış.

Dr.Alp Sirman, net olarak bu yaşanan mıknatıslanma durumunun aşı ile bir ilgisi yoktur diyor.

Bana göre de o diyorsa yoktur . Kendisini tanımayanlar için Dr. Alp Sırman, medyada sağlık yalanlarını anlatan “Sağlık Balonları” adlı iki kitabı olan, sürekli işin doğrusunu söylemek adında yazan çizen anlatan bir hekim, popüler bilim’de yazıyor ve çok değerli televizyon programları yapıyor. Türk Tabipler Birliği’ne bağlı görev yapan Dr. Alp Sirman’nın söylediklerini ve açıklamalarını uzun yıllardır takip eden bendeniz de söylediklerini ve paylaştığı bilgileri çok önemsiyorum. Dr. Alp Sırman bey bu durumun aşı ile kesin ilgisinin olmadığını söyledi. Bu arada tabii ben de bu mıknatıslanma etkisinin sebebini daha da çok merak ettim.

Biliyorum ya bu durum placebo etkisi değil ya, ondan daha da çok merak ettim. Kendimce araştırdım.

Şöyle bir açıklama da Mikrobiyolog Ertan Çakmak Bey’den geldi. ” Yeni bir şey değil bu durum ve net aşıyla ilgisi yok. Koluna bir pusula tut, ibrenin yönü değişmiyorsa manyetik değilsindir. Bu durum insan cildinin yağı ve pütürlü olması nedeniyle oluşan kayma direncinden kaynaklanıyor. İnsan da manyetik değil, dimagnetik molekülerden oluştuğu için manyetik olamaz. Kaşık düşmüyor çünkü cilt yağı yapışkan vazifesi görüyor ve gözle görmediğimiz mikro pütürlükleri var, aynen araba lastiği gibi düşün, kaşık bu sebeple kaymıyor ” diyor. En azından benim gibi bu durum ile karşılaşan ve haklı bir şüphe ile yaklaşanlar, durumu sorgulayanlara edinebildiğim bilimsel açıklamalarla cevap niteliğinde olsun istedim.

Bu durumun aşı ile ilgisi yokmuş. Dr.Alp Sırman ve Mikrobiyolog Ertan Çakmak başta olmak üzere değerli bilgilere ve ilginize çok teşekkür ederim.

#UmutKaşan #Didim – 11.06.2021

Continue Reading

Çok Okunanlar