Connect with us

Didim

İstanbul’lu kuyumcu “Soner Yaman” kıllı gerdanına kadın kolyesini, parmağına da tek taş kadın yüzüğü taktı, alışılmadık bir reklam yaptı.

Projenin fikir babası, yaklaşık 10 yıldır kuyumculuk sektöründe satış danışmanı olarak çalışan 31 yaşındaki Soner Yaman, reklamını yaptığı, genelde kadın tüketiciye hitap eden tüm takıları kendisi taktı ve objektiflere poz verdi. Bu kez model erkek, fotoğrafları çeken kişi ise kadın fotoğraf sanatçısı Fehime Dönmez oldu.

Published

on

Kadın vücudunun reklam malzemesi olarak hemen her sektörde kullanılmasına bireysel bir tepki koymak isteyen İstanbul Kadıköy’de kuyumculuk yapan mutlu bir evliliği olan duyarlı bir adam Soner Yaman.

Alışılmışın dışında bir reklam yaptı ve yaptığı reklamlarda, kişisel bir tepki olarak kadın model kullanmayarak bir farkındalık projesi geliştirdi. Hemen her alandaki reklamlarda kullanılan kadın model ya da manken yerine, estetik ve güzelliğin ön planda olduğu kuyumculuk sektöründe erkek mankenle ürün çekimi yapması, ortaya ilginç görüntülerin çıkmasına neden olurken, söz konusu reklamlar da sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Projenin fikir babası, yaklaşık 10 yıldır kuyumculuk sektöründe satış danışmanı olarak çalışan 31 yaşındaki Soner Yaman, reklamını yaptığı, genelde kadın tüketiciye hitap eden tüm takıları kendisi taktı ve objektiflere poz verdi. Bu kez model erkek, fotoğrafları çeken kişi ise kadın fotoğraf sanatçısı Fehime Dönmez oldu.

HER TÜRLÜ VARLIĞA YAPILAN ŞİDDET SON BULSUN İSTİYORUM

“Model benim. Çünkü fikir benimdi ve böylesi cesaret gerektiren bir şeyi başkasından isteyemezdim.

Hem çok güzel, eğlenceli bir deneyim oldu, hem de yorucu ve zorlayıcıydı. Fotoğrafçımız da bir kadındı. Mesleğinde olan başarısı için Fehime Dönmez ile çalışmayı tercih ettim. Bir kadın bu projede sanatı ve ustalığı ile yer aldı. Çok eğlenceli bir çekimler yaptık, kendisi de bu projenin en güçlü destekçilerindendir. Şu ana kadar her şey çok güzel oldu. Firma sahibimiz de destekliyor. Her türlü varlığa, canlıya, cansıza şiddet son bulsun istiyorum. Kadınların vücudu obje olmaktan çıksın artık.

HER REKLAMDA KADIN KULLANMAK KADINLARA DA SALDIRIDIR Kİ!

Bu fikir günlük hayattan çıktı. İlgili, ilgisiz her şeyin reklamında artık kadın bedeni görmeye başladık. Kadınların bedenlerinin metalaştırıldığını gördük. Bu çok rahatsız edici bir durum. Sadece kadınlar için değil, erkekler için de rahatsız edici aslında. Kadınlar, kendi mesleki başarıları ile anılmalı diye düşünüyorum. Birçok seminere, fuara katılıyoruz. Burada sektörle ilgisi olan, olmayan birçok kadın gördük. Örneğin bir otomotiv fuarına gittiğimiz zaman, şık giyimli ve güzel kadınlar görüyoruz. Bu güzel bir şey ama o kadınlar neden orada? Otomobil hakkında bilgileri yok, bazıları dilimizi bile bilmiyor. Sadece bedenleri için onların orada olması çok yanlış. Bu hem kadınlara hem erkeklere, tüm insanlığa yapılmış artık son bulmasını istediğim ciddi bir saldırıdır.

KİMSEYİ HİÇBİRŞEYE YÖNLENDİRMİYORUM!

Farkındalık projemize , hem olumlu hem olumsuz geri dönüşler oldu. Bugüne kadar her anlamda, her yerde kadın bedeni kullanıldığında kimsenin sesi çıkmıyordu. Ama ben böyle bir şey yaptığımda birçok yerden farklı tepki aldım. Olumlu tepkiler çok güzel ancak olumsuz tepkiler de aldım. Ben projenin yaratıcısı olarak söylüyorum, kimseyi bir şeye yönlendirmiyorum.

Sadece bir farkındalık yaratmaya çalışıyorum. Kadın bedeni obje değildir, olmamalı.

Kadın takipçilerden gelen çok güzel olumlu yorumlar var. Her zaman destekçimiz olduklarını söylediler. Hatta hukuki danışmanlığımızı yapmak isteyen, ücretsiz fotoğraflarımı çekmek isteyen, grafik ve görsellerimiz ile ilgili çalışma yapmak isteyen birçok kişi oldu. Hepsine çok teşekkür ediyorum.

YAKIŞTI MI ERKEK ADAMA?

Yakıştı mı erkek adama? Ne bu şimdi?” gibi tepkiler geldi. Ama biz yaptığımızdan geri adım atmıyoruz. Aslında bugüne kadar erkeğe yakışmayacak ne çok şey yaptık. Birçok şeye sessiz kaldık. Kadınlar ölürken, acı çekerken yolun ortasında darp edilirken sessiz kaldık.Asıl bunlar hiçbir erkeğe yakışmadı. Önce bunları sonlandıralım, daha sonrasını sonra sorgularız” Soner Yaman

Haber / Röportaj : Umut Kaşan / Didim

Didim

ELVAN İLK ŞARKISI “ PSİKOZ” İLE BÜYÜK BEĞENİ TOPLADI

Çocukluğundan bu yana içten içe hep müzikle de ilgilenen Elvan Telyakar’ın yeni başlayan müzikal yolculuğu herkesi şaşırttı. Psikoz tüm dijital platformlarda

Published

on

elvantelyakar_psikoz
elvantelyakar_psikoz

Elvan Telyakar 

Çocukluğundan bu yana içten içe hep müzikle de ilgilenen Elvan Telyakar’ın yeni başlayan müzikal yolculuğu herkesi şaşırttı. 1980 Kars doğumlu eşi Mete Telyakar ve çocukları ile uzun yıllardır Didim’de yaşayan Elvan Telyakar Didim Selçuk Özsoy Lisesi mezunlarından. Girne Amerikan Üniversitesi eğitimi için bir süre Kıbrıs’ta da yaşayan Elvan, Anadolu Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı üzerine de lisans yapan renkli ve sosyal kişiliği ile Didim’de tanınan ve sevilen simalardan olan sanatçı, geçmişte bir dönem radyo programcılığı da yapmış.

Çocukluğundan bu yana, yaşadığı, biriktirdiği ne varsa artık kendisinde taşmaya başlayınca ve taşıyamaz hale gelince Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıklarında kendisine konulan Psikoz Teşhisi sonrası, uzunca bir tedavi süreci geçirmiş.

elvantelyakar_psikoz

Elvan Telyakar 

‘Ne yazdıysam hepsi çok gerçek !’

En genel ve basit tanımı ile Psikoz, depresyon ile başlayıp, zamanla gerçeklik algınızı bile değiştiren, hayatı zorlaştıran psikiyatrik bir hastalık. Kişilerin gerçeklerden ve dış dünyadan koparak, kendi iç yolculuğunda yaşadığı kavrama, düşünce, idrak, konuşma ve davranış problemleri ile ortaya çıkan ve tedavi edilebilen beyin hastalığı diye tarif ediyor kitaplar.

Pek çok kişi hasta olduğunu bile bilmiyor, psikolojik hastalıkları tanımıyoruz bile. O kadar çok içine bakmaya başlıyorsun ki, her duygunun kat be kat farkında olmaya başlıyor, her duygunun yaşattığı durumu da herkesten farklı olarak daha yoğun yaşıyorsun. Süreçte dün bugün yarın bazen iç içe geçebiliyor. Hayatın her anı, acısı ve tatlısı ile kıymetli. Her şey üretime dönüşebilir.

Geçmiş dönemlerde yaşadığım, hissettiğim ne varsa, tedavi sürecinde yazdım ben psikoz’u. Herkesten ve her şeyden izole olup müziğe sarılmışım. Müzik öyle şifalı ki, bazen acı, bazen neşe, bazen ağıt, bazen öğüt.

‘En çok ben şaşırdım!’

Çocukluğumdan bu yana hep yazdım, söyledim söylendim, içten içe hep mırıldandım ama bu performansı ben de kendimden beklemiyordum. en çok ben şaşırdım ama iyi ki şaşırttım.

Elvan Telyakar 

Elvan Telyakar 

Uyumadım gecelerce, yemedim içmedim onca gün dedim. Ne yaşadıysam onu yazmışım işte ama bak bugün herkes kendinden bir parça buldu. Şimdi bana gelen yorumları okudukça iyi ki yazmışım, iyi ki yapmışım Psikoz’u diyorum.

Kendim için müzik yolculuğu yapıyorum, ama bana eşlik edenleri gördükçe de mutlu oluyorum.

Ses ya da sahne sanatçısı değilim. Düne kadar özel bir müzik eğitimi almadım. İşin aslı başka başka şarkılar yapayım, albümlerim olsun, sahneye çıkayım gibi hayaller bile kurmadım ama dediğim gibi, bu süreçte ben en çok beni şaşırttım.

Şimdi daha çok şarkı yapmak, şarkılarımı daha iyi okumak, daha keyifli hale getirmek için bir yandan ses eğitimi almaya da başladım. Zaten yaptığım her işi en iyi haliyle yapacağım derken derken hasta oldum ben, daha iyisinden kendimi alıkoyamam. Eşim Mete Telyakar ve çocuklarım müzikal yolculuğumda en büyük destekçilerim oldular.

‘Psikoz Tüm Dijital Platformlarda Yayınlanlandığında beklediğimin de üzerinde bir ilgi gördü’

Elvan Telyakar / Psikoz Tüm Dijital Platformlarda Yayınlandığında gerek Youtube’da kişisel sosyal medya hesaplarıma ( instagram : @elvan.resmi )  gelen her yorumu, eleştiriyi dikkatle okuyorum. Bana “Bu kadar mı güzel anlatılır, bu kadar mı güzel bir şarkı olur” diyenler oldu, açıkcası hiç sevimsiz eleştiri de almadım ama mutlaka olmuştur. Beni dinleyen şarkımı iyi – kötü eleştiren herkese çok teşekkür etmek isterim. Ama önce sağlık, her şeyin başı sağlık. Bir farkındalık oluşturduysam ne mutlu bana.

Daha başka şarkılarım da var.  Hepsi psikoz gibi değil, çok neşeli şarkılarım da var. Başkalarının şarkımı söylemesi ve yorumlaması da çok hoşuma gidiyor.

Kendimi tamamlıyorum, bana iyi gelen şeyi yapıyorum, içimden gelen sözleri içimden geldiği gibi mırıldanıyorum, şarkılarım beğenildikçe mutlu oluyorum, daha da iyileşiyorum. İsteklerimizi ifade etmekten, gerçekleştirmekten korkmamak, yeteneklerimizi köreltmemek, cesur olmak, biraz da deli olmak lazım.

‘Kendimi dinlemeye, üretmeye, yazmaya, şarkılar yapmaya devam edeceğim.’

Beni iyileştiren ya da hasta eden tüm yaşanmışlıklarıma, bana ilham veren okuduğum kitaplara, kitap kahramanlarına, ruhumu besleyen iyi müziklere, şarkılara, bana her daim motivasyon veren eşime, aileme, çocuklarıma, müzikal yolculuğumda beni yalnız bırakmayan dinleyicilerime teşekkür ederim. Kendimi dinlemeye, üretmeye, yazmaya, şarkılar yapmaya devam edeceğim.

Yönetmenliğini Arif Özçetin’nin yaptığı Elvan Telyakar’ın ilk teklisi Psikoz’un klibi de Didim’de Didimin tarihi ve turistik değerleri ön plana çıkarılarak, Didim Apollon tapınağının büyüleyici tarihi atmosferinde çekilmiş. Levent Deniz Sönmez düzenlemesi ile Yapımcı firma De Prodüksiyon, Magus Medya Prodüksiyon ile ilk klip Youtube da izleyici ve dinleyisi ile buluşmuş. Didim tanıtımında da önemli rol oynadığını düşündüğüm Elvan Telyakar’a kendini gerçekleştirme ve müzik yolculuğunda başarılar dileriz. Dinleyenin ve alkışlayanın bol olsun.

Umut Kaşan – Didim

Elvan Telyakar’ın İlk şarkısı Psikozu izlemek için bağlantıya tıklayınız

 

Continue Reading

Didim

Didim’in Kent Kimliği üzerine Araştırma Yapan Dr. Arzu TOKER Didim için Anket Yapıyor.

Didim’in şehir kimliği adına vereceğiniz cevaplar ile çok önemli veriler sağlayarak bağımsız akademik bir araştırmaya destek vermiş olacaksınız.

Published

on

Dr. Arzu Toker Didim'in Kent Kimliğini Araştırıyor
Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Turizm fakültesi adına Didim’in Kent Kimliği üzerine Araştırma Yapan Dr. Arzu TOKER  için Aşağıda sizler için cevaplaması çok zor olmayan, öyle çok vaktinizi almayacak, vereceğiniz gerçek cevaplarla #Didim adına ve Didim’in şehir kimliği adına vereceğiniz cevaplar ile çok önemli veriler sağlayarak bağımsız akademik bir araştırmaya destek vermiş olacaksınız.
Bu araştırmayı yaparak, ilçemiz Didim için çok değerli bir çalışma başlatan Arzu Toker in mesajını aynen sizlere iletiyorum. ( Umut Kaşan )
Sayın Katılımcı,
Didim’in Kent Kimliği ile ilgili düşüncelerinizi anlamak için oluşturulmuş bu soru formuna verdiğiniz yanıtlarla bilimsel bir çalışmada kullanılacak doğru verilere ulaşılmasına destek olacaksınız.
Katkılarınız için şimdiden teşekkür ederim.
Dr. Arzu TOKER
Anadolu Üniversitesi
Turizm Fakültesi
Not : BU MESAJI OKUYAN HERKES KENDİ PROFİLİNDE DE PAYLAŞABİLİRSE ŞAHANE OLURDU, NE KADAR ÇOK VERİ , O KADAR  SAĞLIKLI SONUÇLAR GETİRECEKTİR. İLGİNİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. ( @dualiteli)

Continue Reading

Didim

Aşılanma sonrası gelişen mıknatıslanma halinin aşı ile ilgisi nedir?

Kaşık düşmüyor çünkü cilt yağı yapışkan vazifesi görüyor ve gözle görmediğimiz mikro pütürlükleri var, aynen araba lastiği gibi düşün, kaşık bu sebeple kaymıyor

Published

on

Aşıdan sonra bizlere gelen “Mıknatıs gibiyim” videolarının, elbet bilimsel bir açıklaması vardır diyordum varmış.

Dr.Alp Sirman, net olarak bu yaşanan mıknatıslanma durumunun aşı ile bir ilgisi yoktur diyor.

Bana göre de o diyorsa yoktur . Kendisini tanımayanlar için Dr. Alp Sırman, medyada sağlık yalanlarını anlatan “Sağlık Balonları” adlı iki kitabı olan, sürekli işin doğrusunu söylemek adında yazan çizen anlatan bir hekim, popüler bilim’de yazıyor ve çok değerli televizyon programları yapıyor. Türk Tabipler Birliği’ne bağlı görev yapan Dr. Alp Sirman’nın söylediklerini ve açıklamalarını uzun yıllardır takip eden bendeniz de söylediklerini ve paylaştığı bilgileri çok önemsiyorum. Dr. Alp Sırman bey bu durumun aşı ile kesin ilgisinin olmadığını söyledi. Bu arada tabii ben de bu mıknatıslanma etkisinin sebebini daha da çok merak ettim.

Biliyorum ya bu durum placebo etkisi değil ya, ondan daha da çok merak ettim. Kendimce araştırdım.

Şöyle bir açıklama da Mikrobiyolog Ertan Çakmak Bey’den geldi. ” Yeni bir şey değil bu durum ve net aşıyla ilgisi yok. Koluna bir pusula tut, ibrenin yönü değişmiyorsa manyetik değilsindir. Bu durum insan cildinin yağı ve pütürlü olması nedeniyle oluşan kayma direncinden kaynaklanıyor. İnsan da manyetik değil, dimagnetik molekülerden oluştuğu için manyetik olamaz. Kaşık düşmüyor çünkü cilt yağı yapışkan vazifesi görüyor ve gözle görmediğimiz mikro pütürlükleri var, aynen araba lastiği gibi düşün, kaşık bu sebeple kaymıyor ” diyor. En azından benim gibi bu durum ile karşılaşan ve haklı bir şüphe ile yaklaşanlar, durumu sorgulayanlara edinebildiğim bilimsel açıklamalarla cevap niteliğinde olsun istedim.

Bu durumun aşı ile ilgisi yokmuş. Dr.Alp Sırman ve Mikrobiyolog Ertan Çakmak başta olmak üzere değerli bilgilere ve ilginize çok teşekkür ederim.

#UmutKaşan #Didim – 11.06.2021

Continue Reading

Çok Okunanlar