Connect with us

Jet Haber

Güle Güle Çiko :(

Mezarın başındaki taşta “Çiko” yazıyordu… Ve kalemle çizilmiş sevimli bir köpeğin resmi yer alıyordu.

Published

on

Didimli Çiko'ya Mezar Yapildi_Jet Magazin Gazetesi
Photo: Erdem Özden - Didim Gerçek Gazatesi

Evimizde beslediğimiz evcil hayvanlarımız bizimle yaşadıkları kısa süre içinde ailemizden, sevdiklerimizden ve yakın arkadaşlarımızdan da daha yakın varlıklar olurlar bizlere…

“Didimli Çiko’nun Mezar Yeri” …

Onlara her geçen gün daha fazla bağlanır, onlarla bütünleşir, onları zaman içinde ailemizden biri gibi görmeye başlarız…

Onlara bir isim veririz vermesine de, bazen onlara öyle sıfatlar takarız ki çocuklarımızı çağırır gibi “kızım”, “oğlum” deriz, kimi zaman da onu çok sevdiğimizin yerine koyup, “aşkım”, “sevgilim”, “tatlım”, “şekerim” “balım” bile deriz… Ve daha bir çok hoş sıfatlar takar, onunla birlikteliğin tadını ve güzelliğini bu sözcükler vasıtasıyla tadar ve yaşamlarının sonuna dek o güzelliklerle yaşarız…

Onlar, insanlar gibi kalbimizi kırmazlar, kıramazlar, onlar insanlar gibi canımızı yakmazlar, yakamazlar… Bizi koşulsuz severler ve her zaman da yanımızda olurlar. Özellikle köpekler sevgiyle yaşarlar ve birlikte yaşadıkları sahiplerine sonsuz bir sevgi besleyip, hayatlarının sonuna kadar sadakatla bağlı kalırlar.

Fakat o ayrılık demi yok mu o ayrılık demi… İşte o gün, bir gün mutlaka gelir seni de bulur… İşte o gün yüreğin yangın yerine döner, feryat figan eder… Canın içten içe acımaya başlar…

Gerçekten de bu dünyada onları kaybetmekten daha büyük bir acı yoktur. O minik dostlarımız yanımızda o kadar uzun yıllar geçirirler ki, dünyaya gözlerini yummalarına kayıtsız kalmamız imkansızdır. Birlikteyken er ya da geç bunun bir gün olacağı düşüncelerimizde değildir, hiçbir hazırlığımız da yoktur… Onlarla kurduğumuz bağ o kadar muhteşemdir ki, onlarsız bir yaşamı hayal bile edemeyiz. Çoğu zaman nasıl davranacağımızı bile bilemeyiz böyle gidişlerde…

Üzücü olan ve unuttuğumuz tek şey, evcil hayvanların yaşam döngüsünün bizimkinden çok daha küçük bir döngü olduğudur… Dolayısı ile evcil hayvanımızı kaybettiğimizde bizlerin acı çekiyor olması oldukça doğal bir davranış şeklimizdir… Bu gidişler bizler üzerinde bir aile bireyini kaybettiğimiz gibi büyük bir duygusal etki yaratır.

Kendini yalnız hissettiğin anları dolduran en yakın arkadaşın bir daha geriye gelmemek üzere çok uzaklara gitmiştir artık… Her an evin bir yerinden çıkıp yanına geleceğini hayal etmeye başlarsın, ancak nafile bir bekleyiştir bu, gelmez, gelemez…

Süreç ilerlemeye başladığında kendini, çevrendeki insanlara sürekli beraber yaşadığınız komik hikayeleri anlatırken bulmaya başlarsın. Uyuduğu sepetini, tuvaletini, mama ve su kabını bir türlü kaldıramazsın. Çünkü kaldırırsan gerçekten onun hayalinin de evden gideceğini bilirsin. Yemek yerken sürekli “Aa bunu o ne kadar çok severdi” diye başlayan cümleler kurar; Onun aç hallerini, tok hallerini çok özlersin… Bir suç işledikten sonra girdikleri utangaç tavırlarını bile çok özlemeye başlar, izlediğin her şeye koşulsuz eşlik eden yegane dostun gibisini artık bulamazsın. Başkalarını evcil hayvanları ile gördükçe çok kıskanır; “Bir kere benim oğlum/kızım ondan bin kat daha akıllıydı, daha sevimliydi, en güzeli, en sevimlisi benimkiydi!..” tarzı cümleler kurarken bulursun kendini… “Neden üzgünsün?” sorularına onun öldüğünü cevap olarak söylediğinde “Aaa bu muydu?!” tarzı cevap veren insanlardan nefret edersin. Eşyalarına zarar verdiği zaman ona kızdığın her an için pişmanlık duyarsın. Eskiden sadece bakışı bile seni güldürebilirken, artık hatıraları seni her an hüzünlendirir, durur durur gözyaşlarına boğulursun. İşte böyledir bir hayvanı sevmek. Öyle güçlü bir bağ kurmuşsundur ki onunla, geriye kalan hayatın boyunca o anılarla birlikte yaşamak zorunda kalırsın…

Geçenlerde Didim Ege Caddesi’nde Maliyeciler Sitesi’nin önünde yürürken, yanındaki boş arazide bir köpek mezarına denk geldim… Yeni mezar yeri olduğu belliydi… Taşlarla örülmüştü… Mezarın başındaki taşta “Çiko” yazıyordu… Ve kalemle çizilmiş sevimli bir köpeğin resmi yer alıyordu.

O çevrede yaşayanlardan öğrendiğim kadarıyla iki hafta önce gömülmüş olmalıydı… Sahibi her gün mezar yerini ziyarete geliyormuş ve giderken de çevredeki başıboş sokak köpeklerini besleyip sularını bırakıyormuş…

Sevdiklerimizi kara toprakla buluşturmak zor olsa gerek. Onların hatıralarıyla yaşamak daha da zor olsa gerek…

Bu mezar yerini günlük ziyaretleriyle onurlandıran DİHAD ( Didim Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği ) ekibine de teşekkürü bir borç biliyorum… İyi ki VAR’sınız. Minik dostlarımız sizlere müteşekkir bilesiniz…

Haber : Erdem Özden – Didim Gerçek Gazetesi

Didim

Aşılanma sonrası gelişen mıknatıslanma halinin aşı ile ilgisi nedir?

Kaşık düşmüyor çünkü cilt yağı yapışkan vazifesi görüyor ve gözle görmediğimiz mikro pütürlükleri var, aynen araba lastiği gibi düşün, kaşık bu sebeple kaymıyor

Published

on

Aşıdan sonra bizlere gelen “Mıknatıs gibiyim” videolarının, elbet bilimsel bir açıklaması vardır diyordum varmış.

Dr.Alp Sirman, net olarak bu yaşanan mıknatıslanma durumunun aşı ile bir ilgisi yoktur diyor.

Bana göre de o diyorsa yoktur . Kendisini tanımayanlar için Dr. Alp Sırman, medyada sağlık yalanlarını anlatan “Sağlık Balonları” adlı iki kitabı olan, sürekli işin doğrusunu söylemek adında yazan çizen anlatan bir hekim, popüler bilim’de yazıyor ve çok değerli televizyon programları yapıyor. Türk Tabipler Birliği’ne bağlı görev yapan Dr. Alp Sirman’nın söylediklerini ve açıklamalarını uzun yıllardır takip eden bendeniz de söylediklerini ve paylaştığı bilgileri çok önemsiyorum. Dr. Alp Sırman bey bu durumun aşı ile kesin ilgisinin olmadığını söyledi. Bu arada tabii ben de bu mıknatıslanma etkisinin sebebini daha da çok merak ettim.

Biliyorum ya bu durum placebo etkisi değil ya, ondan daha da çok merak ettim. Kendimce araştırdım.

Şöyle bir açıklama da Mikrobiyolog Ertan Çakmak Bey’den geldi. ” Yeni bir şey değil bu durum ve net aşıyla ilgisi yok. Koluna bir pusula tut, ibrenin yönü değişmiyorsa manyetik değilsindir. Bu durum insan cildinin yağı ve pütürlü olması nedeniyle oluşan kayma direncinden kaynaklanıyor. İnsan da manyetik değil, dimagnetik molekülerden oluştuğu için manyetik olamaz. Kaşık düşmüyor çünkü cilt yağı yapışkan vazifesi görüyor ve gözle görmediğimiz mikro pütürlükleri var, aynen araba lastiği gibi düşün, kaşık bu sebeple kaymıyor ” diyor. En azından benim gibi bu durum ile karşılaşan ve haklı bir şüphe ile yaklaşanlar, durumu sorgulayanlara edinebildiğim bilimsel açıklamalarla cevap niteliğinde olsun istedim.

Bu durumun aşı ile ilgisi yokmuş. Dr.Alp Sırman ve Mikrobiyolog Ertan Çakmak başta olmak üzere değerli bilgilere ve ilginize çok teşekkür ederim.

#UmutKaşan #Didim – 11.06.2021

Continue Reading

Didim

Didim Belediye Başkanı A.Deniz Atabay’a yapılan çirkin saldırıyı kınıyorum !

Şiddet nereden ve hangi haklı sebepten gelirse gelsin aynı şiddetle kınıyorum. Şiddet dilini yüceltenleri ve şiddeti körükleyenleri de kınıyorum. Bu yazıyı yazarken, durumunun iyi olduğunu öğrendiğim Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay’a da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Published

on

Ahmet Deniz Atabay

Gecenin şu yarısı Didim Belediye Başkanı’na kimliği belirsiz kişilerce çirkin bir saldırı yapıldığını, ki her kaynakta farklı bir bilgi ve bilgi kirliliği var, CHP İstanbul Milletvekili M.Akif Hamzaçebi’nin kendi tweetinde paylaştığı bilgiye göre Didim’de 15 kişinin beyzbol sopaları ile Başkan Atabay’a saldırıda bulunduğunu okudum.

Nasıl yani !

Az önce de ben bu satırları yazarken Didim CHP İlçe Başkanlığı’nın facebook sayfasından da bir paylaşım geldi.
Çok değerli yol arkadaşlarım diye başlayan paylaşım, Didim Belediye Başkanımız A. Deniz Atabay 15 kişilik bir çete tarafından hain bir saldırıya uğramıştır. Şu an hastanededir. Destekleriniz bekliyoruz. Çağrısıydı.

Didim’de neler oluyor !!!
Başkana kim, neden ve dahası nasıl saldırdı? Didim Belediye Başkanı’nın korumaları ne iş yapar! Neredeydiler? Bu güvenlik zafiyetinin mantıklı bir açıklaması var mıdır?

Şiddet nereden ve nasıl gelirse gelsin aynı şiddetle kınıyorum.

Didim Belediye Başkanı nasıl korunamaz !!!
Bu güvenlik zafiyetinin sebebi nedir? Bu sevimsiz haberi ilk duyuran, Ses Gazetesi’ne göre, saldırı sırasında başkan avukatı ile birlikteymiş. Avukatı ne durumdadır?

Yahu böyle bir şey olabilir mi !!! Farklı farklı bilgiler geliyor. Otel çalışanı olduğu iddia edilen 15 kişi saldırmış. Ses Gazetesi de 4 saldırgandan bahsediyor haberinde.

Yahu Belediye Başkanı bu adam! Didim Belediye Başkanı. Ha bir ha üç ha beş ha on beş! Korumaları neredeydi? Neden kimse saldırganları durduramadı! Konuya dair sosyal medyada okuduklarım dışında detaylı bir bilgim de yok !

Ben bu yazıyı yazarken Belediyenin Sosyal Medya hesabından paylaşılan bir bilgi de göremedim. Bildiğimiz şudur. Bugün gün içerisinde, uzun zamandır Didim Belediyesi ile ciddi problemler yaşayan, kamuoyunda ikizkuleler olarak bilinen, daha önce de kaçak yapı gerekçesi ve de çeşitli farklı gerekçeler ile çeşitli zamanlarda, inşaat faaliyetleri durdurulan, fakat geçen yıl görkemli bir tören ile açılış yapan 5* MarilOtel’in bu sabah saatlerinde işyeri açma ve işletme ruhsatının olmaması sebebiyle Didim Belediyesi Zabıta amirliğince mühürlendiği.

İşte kimisi de yapılan bu çirkin saldırının otel işçilerinin gerçekleştirdiğini yazmış. Emniyet güçleri gerekli soruşturmayı ivedilikle yapacaktır inancındayım. Yani, niyet de okumayalım ama ortada apaçık uzun zamandır devam eden bir husumet varken, herkesin mühürlenme sırasında bile sevimsiz bir arbede yaşanmaması için dualar ettiği aynı günün gecesi nasıl olur da Belediye Başkanı yeterince korunamaz !

Şiddet nereden ve hangi haklı sebepten gelirse gelsin aynı şiddetle kınıyorum. Şiddet dilini yüceltenleri ve şiddeti körükleyenleri de kınıyorum. Bu yazıyı yazarken, durumunun iyi olduğunu öğrendiğim Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay’a da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Bu arada herkesin bildiği gibi bu husumet apaçık ortadayken, Belediye Başkanını bile koyuyamayan, mevcut güvenlik zaafiyetinin bir an evvel yok edilerek, emir kulu tüm belediye çalışanlarının can ve mal güvenliğinin de yeterince iyi korunması gerektiğine dikkat çekmek isterim. #UmutKaşan #EgeideaDergi #Didim

Continue Reading

Didim

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Aydın Çine’de yaşayan Ayşe Çamcıoğlu, uzun zamandır hayalini kurduğu restaurant açtı. Ayşe hanımın eşi Kasım Çamcıoğlu, ‘’Ayşe hanım ev mutfağındaki yeteneklerini müşterileriyle buluşturdu. Hayalini kurduğu restaurantı açması beni, oğullarım Volkan Barış Çamcıoğlu ve BahricanÇamcıoğlu’nu çok mutlu etti’’ dedi.

Published

on

Modern iş dünyasında, çalışanlara lezzetli bir durak…. Aydın Çine’de yaşayan Ayşe Çamcıoğlu, uzun zamandır hayalini kurduğu restaurant açma fikrini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor.

Çine’de uzun yıllardır kantin işletmeciliği yapan Ayşe hanım, modern iş dünyasının en büyük sıkıntısı yemek sorunu. Yoğun iş temposu, iş görüşmeleri, projeler, toplantılar derken çalışanlar sağlıklı beslenmeye pek fırsat bulamıyorlar. Atıştırmalıklar, fastfood yiyecekler ve sağlıksız beslenme nedeniyle bozulan sağlık düzeni, farklı hastalıklar olarak geri dönebiliyor. Bununla beraber, lezzeti tamamlayan asıl şeyin sosyalleşme olduğunu söyleyen Ayşe hanım, birlikte yenilmeyen yemekler ya da hızlıca ayak üstü yenilen fastfood insanların özlem duyduğu ev yemeklerinin önemini bir kez daha göstermiş oldu dedi.

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Çine’de ev yemekleri özlemini gideren Ayşe hanım, Ege yöresi’nin güzel yemeklerine ev mutfağı lezzetini katarak, kalite ve hijyeninden ödün vermeden, Covid-19 tedbirlerini maksimum düzeyde dikkat ederek, iş dünyasının yoğun temposundakilere, öğrenci, kursiyer ve ailelere kısaca tüm müşterilerine her gün farklı bir menü ile hizmet verdiklerini söyleyerek şöyle devam etti;

Barış Restaurant’ın ev yemeklerinin, gün içinde özlem duyulan yemekler olması sürpriz değil. Bir çok farklı çeşit arasında zeytinyağlılar başı çekiyor. Ardı sıra yöresel ot ve et yemekleri, geleneksel tüm tatlar restaurantımızda bulabilirsiniz. Ayrıca restaurantımıza gelemeyen misafirlerimize paket servisi ile hizmet verdiklerini belirtti.

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Ramazan’a özel zengin menü 

Ramazan ayına özel zengin iftar menüleri de hazırladıklarını belirten Ayşe hanım, “Ramazan ayı boyunca, klasik lezzetlerimizin yanında Ramazanla bütünleşmiş lezzetleri de içeren özel menüler hazırlıyoruz. Oruç ibadetlerini yerine getiren vatandaşlarımıza, tüm gün boş kalan midelerini yormayacak hafif ve lezzetli yemekler hazırlamaya özen gösteriyoruz. Bu lezzetler için restaurantımıza gelebilir ya da paket servis alarak ulaşabilirsiniz’’ dedi.

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

En Büyük Destekçim Ailem

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

24 yıldır birlikte bu hayatı paylaştığını dile getiren Ayşe hanımın eşi Kasım Çamcıoğlu, ‘’Ayşe hanım ev mutfağındaki yeteneklerini müşterileriyle buluşturdu. Hayalini kurduğu restaurantı açması beni, oğullarım Volkan Barış Çamcıoğlu ve BahricanÇamcıoğlu’nu çok mutlu etti’’ dedi.

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Mutfaktaki lezzet ve hijyeninden ödün vermeden yıldır ev yemekleri yapan  eşim Ayşe hanımın yemeklerini, “Çine’de yaşıyorsanız ya da yolunuz düştüyse Çine’deki Barış Restaurantımıza mutlaka bekleriz” dedi.

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Çine’de Lezzetin Yeni Adresi Barış Restaurant Ayşe Çamcıoğlu

Continue Reading

Çok Okunanlar