Connect with us

Didim

Havamız yeter ! Didim’in havası tescilli temiz, havamız şifa !

Yapılan ölçümler sonucunda, Didim Türkiye’nin havası en temiz yerleşim alanlarından birisi olarak tescillidir. Yazın artan nüfusa rağmen hava kalitesinin bozulmaması, Didim’in ‘temiz havaya sahip turizm bölgesi’ özelliğini korumaktadır. Bu araştırma kapsamında elde edilen sonuçlar, Didim’in ‘En güzel gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü’ sloganını doğrular niteliktedir.

Published

on

Didim'in tescilli temiz havası şifadır
Haber : Umut Kaşan / Didim Jet Magazin Gazetesi

Türkiye’nin Coğrafi İşaretlerine “ci.gov.tr” resmi sitesinden incelediğimizde Aydın iline ait coğrafi işaret taşıyan 2 Menşe ve 4 Mahleç adı var.

Coğrafi işaret : Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir. Coğrafi işaretler, menşe adı ya da mahreç işareti olarak tescil edilir. Gıda, tarım, maden, el sanatları, sanayi ürünleri coğrafi işaret tesciline konu olabilir.

Menşe adı : Bir ürünün, tüm veya esas nitelikleri belirli bir coğrafi alana ait doğal ve beşeri unsurlardan kaynaklanıyorsa bu durumdaki coğrafi işaretlere “menşe adı” denir. Ürünün üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tümünün belirlenen coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu çerçevede menşe adı olarak tescil edilen coğrafi işaretlerin kaynaklandıkları yöre ile bağları çok kuvvetlidir.

Mahreç işareti: Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla belirli bir coğrafi alan ile özdeşleşmiş olan; üretim, işleme ya da diğer işlemlerinden en az birinin belirlenmiş coğrafi alan içinde gerçekleşmesi gereken ürünlerin konu olduğu coğrafi işaretlere “mahreç işareti” denir. Hammaddesi veya üretim, işleme aşamalarından bir tanesi yörede gerçekleşen bir ürün mahreç işareti olarak tescillendiğinde diğer üretim ve işleme aşamaları kaynaklandığı yöre dışında da gerçekleştirilebilir.

Coğrafi işaret, Antep Baklavası, Aydın İnciri ve Malatya Kayısısı gibi benzerlerinden farklı ve bu farkı özdeşleştiği yöreye borçlu olan ürünlerimizdir. Bu anlamda coğrafi işaretler belli bir kaliteyi ve gelenekselliği ifade eder, yöreden kaynaklanan değerlerin muhafaza edilmesini sağlar. Böylece atalarımızdan bize miras kalan milli ve kültürel değerlerimiz gelecek kuşaklara bozulmadan ve değerini kaybetmeden aktarılır.

Geleneksel ürün adı ise; coğrafi işaret kapsamına girmeyen geleneksel üretim/işleme yöntemi yahut geleneksel bir bileşimden kaynaklanan veya geleneksel ham madde veya malzemeden üretilen ve ilgili piyasada en az 30 yıllık bir kullanımı olduğu kanıtlanan adlardır. Bunlara örnek olarak pastırma, lokum gibi ürünleri sayabiliriz.

Coğrafi işaretlerin; pazarda ürünleri ayırt ederek pazarlama aracı olmak, yerel üretimi ve kırsal kalkınmayı desteklemek, turizme katkıda bulunmak, ürün taklitçiliği ile mücadele etmek ve kalite göstergesi olmak gibi işlevleri bulunmaktadır. Coğrafi işaretler özellikle kırsal kalkınmanın desteklenmesinde önemli bir role sahiptir.

Ülkemizde coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı koruması konusunda farkındalığı arttırmak, bu alanda çalışan kurum ve kuruluşları buluşturmak, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adına konu ürünlerle ilgili faaliyette bulunanlara yol göstermek ve yönetişimi geliştirmek amacıyla oluşturulan bu platformda coğrafi işaretler ve geleneksel ürün adlarına ilişkin bilgi ve tecrübeler yer almaktadır.

Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adlarının tescili için resmi mercii Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) dur.
( Kaynak : www.ci.gov.tr )

BİZİM İSE HAVAMIZ YETER

Science of the Total Environment dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma koronavirüs ölümlerinin %78’inin hava kirliliğinin en yoğun olduğu beş bölgede yaşandığını gösteriyor. Dünya çapında yaşanan karantinalar araç trafiğini ve hava kirliliğini belirli ölçüde azaltmış olsa da salgın öncesi ya da belki de sonrasında uzun vadede kirli havaya maruz kalmak mevcut kirlilik miktarından daha da önemli olabilir.

Temiz bir havanın, havası temiz şehirlerde yaşamanın ne kadar önemli olduğunu artık şimdi daha iyi biliyoruz.

2012 yılında Belediye Meclisi üyesi İbrahim Eray öncülüğünde başlatılan Didim’in hava kalitesinin tescillenmesi işlemi yani Didim’in nem ve oksijen ölçümleri yapılarak hava kalitesinin değerlerini ortaya koyan resmi raporlar oluşturulması, 2016 yılında sonuçlanmış ve İzmir’deki Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından tescillenmişti. Yapılan ölçümler sonucunda, Didim’in Türkiye’nin havası en temiz yerleşim alanlarından birisi olduğununu bilimsel raporlar ile de ortaya çıkarması üzerine o Didim Belediyesi günlerde yaptığı bir toplantı ile bu bilgiyi kamuoyu ile paylaşmış hatta Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay, bu raporun ve Didim’in hava kalitesinin ilçenin tanıtımında da kullanılacağını da beyan etmişti.

“HAVANIN KİRLİLİĞİNİ DEĞİL NE KADAR TEMİZ OLDUĞUNU ÖLÇTÜRDÜK”

Hava kalitesinin ölçümleri, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) akreditasyonu ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeterlilik belgesine sahip Dokuz Eylül Üniversitesi, Çevre Mühendisliği Bölümü Hava Kirliliği Laboratuvarı tarafından gerçekleştirildi. Sürekli ölçümler, 2012 yılı Ekim ayından 2013 yılı Ekim ayına kadar sürede gerçekleştirilirken, pasif örnekleme ile yapılan ölçümler ise 23 nokrada kesikli olarak 15 gün örnekleme sürelerinde gerçekleştirildi.

Didim’de gerçekleşen hava ölçümleri sonucu, Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr Abdurrahman Bayram’ın katıldığı Venosa Beach Resort & Spa Otel’deki konferans ile katılımcılarla paylaşılırken, o günlerde Didim’in Türkiye’nin en temiz havasına sahip kentlerden biri olduğu açıklandı.

Didim’in havası birçok hastalığa iyi geliyor. Özellikle de solunum yolu hastaları için şifa değerinde olan temiz havamız hakkında Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Bayram “Didim’de bir yıl süreyle yapılan ölçüm sonuçlarının genel olarak değerlendirildiğinde, Didim’in Türkiye’nin havası en temiz yerleşim alanlarından birisi olduğununun ortaya çıktığını söyledi. Bayram, “Sürekli ölçüm sonuçları, sınır değerlerle karşılaştırıldığında havada asılı partikül madde konsantrasyonlarının günlük ortalama değerlerinde hiçbir gün sınır değer aşılmamıştır.

Kükürtdioksit konsantrasyonları, azotdioksit, karbonmonoksit ve ozon konsantrasyonları oldukça düşük olup, hem ülkemizin hem de Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization – WHO), tarafından tavsiye edilen sınır değerlerin altındadır. Yazın artan nüfusa rağmen hava kalitesinin bozulmaması, Didim’in ‘temiz havaya sahip turizm bölgesi’ özelliğini korumaktadır. Bu araştırma kapsamında elde edilen sonuçlar, Didim’in ‘En güzel gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü’ sloganı ile son derece de uyumludur.” demişti.

NEDEN COĞRAFİ İŞARETLERDE DİDİM’İN HAVASI DA OLMASIN?

Haber : Umut Kaşan – Didim Jet Magazin Gazetesi / Didim – 2020

Continue Reading

Didim

ELVAN İLK ŞARKISI “ PSİKOZ” İLE BÜYÜK BEĞENİ TOPLADI

Çocukluğundan bu yana içten içe hep müzikle de ilgilenen Elvan Telyakar’ın yeni başlayan müzikal yolculuğu herkesi şaşırttı. Psikoz tüm dijital platformlarda

Published

on

elvantelyakar_psikoz
elvantelyakar_psikoz

Elvan Telyakar 

Çocukluğundan bu yana içten içe hep müzikle de ilgilenen Elvan Telyakar’ın yeni başlayan müzikal yolculuğu herkesi şaşırttı. 1980 Kars doğumlu eşi Mete Telyakar ve çocukları ile uzun yıllardır Didim’de yaşayan Elvan Telyakar Didim Selçuk Özsoy Lisesi mezunlarından. Girne Amerikan Üniversitesi eğitimi için bir süre Kıbrıs’ta da yaşayan Elvan, Anadolu Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı üzerine de lisans yapan renkli ve sosyal kişiliği ile Didim’de tanınan ve sevilen simalardan olan sanatçı, geçmişte bir dönem radyo programcılığı da yapmış.

Çocukluğundan bu yana, yaşadığı, biriktirdiği ne varsa artık kendisinde taşmaya başlayınca ve taşıyamaz hale gelince Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıklarında kendisine konulan Psikoz Teşhisi sonrası, uzunca bir tedavi süreci geçirmiş.

elvantelyakar_psikoz

Elvan Telyakar 

‘Ne yazdıysam hepsi çok gerçek !’

En genel ve basit tanımı ile Psikoz, depresyon ile başlayıp, zamanla gerçeklik algınızı bile değiştiren, hayatı zorlaştıran psikiyatrik bir hastalık. Kişilerin gerçeklerden ve dış dünyadan koparak, kendi iç yolculuğunda yaşadığı kavrama, düşünce, idrak, konuşma ve davranış problemleri ile ortaya çıkan ve tedavi edilebilen beyin hastalığı diye tarif ediyor kitaplar.

Pek çok kişi hasta olduğunu bile bilmiyor, psikolojik hastalıkları tanımıyoruz bile. O kadar çok içine bakmaya başlıyorsun ki, her duygunun kat be kat farkında olmaya başlıyor, her duygunun yaşattığı durumu da herkesten farklı olarak daha yoğun yaşıyorsun. Süreçte dün bugün yarın bazen iç içe geçebiliyor. Hayatın her anı, acısı ve tatlısı ile kıymetli. Her şey üretime dönüşebilir.

Geçmiş dönemlerde yaşadığım, hissettiğim ne varsa, tedavi sürecinde yazdım ben psikoz’u. Herkesten ve her şeyden izole olup müziğe sarılmışım. Müzik öyle şifalı ki, bazen acı, bazen neşe, bazen ağıt, bazen öğüt.

‘En çok ben şaşırdım!’

Çocukluğumdan bu yana hep yazdım, söyledim söylendim, içten içe hep mırıldandım ama bu performansı ben de kendimden beklemiyordum. en çok ben şaşırdım ama iyi ki şaşırttım.

Elvan Telyakar 

Elvan Telyakar 

Uyumadım gecelerce, yemedim içmedim onca gün dedim. Ne yaşadıysam onu yazmışım işte ama bak bugün herkes kendinden bir parça buldu. Şimdi bana gelen yorumları okudukça iyi ki yazmışım, iyi ki yapmışım Psikoz’u diyorum.

Kendim için müzik yolculuğu yapıyorum, ama bana eşlik edenleri gördükçe de mutlu oluyorum.

Ses ya da sahne sanatçısı değilim. Düne kadar özel bir müzik eğitimi almadım. İşin aslı başka başka şarkılar yapayım, albümlerim olsun, sahneye çıkayım gibi hayaller bile kurmadım ama dediğim gibi, bu süreçte ben en çok beni şaşırttım.

Şimdi daha çok şarkı yapmak, şarkılarımı daha iyi okumak, daha keyifli hale getirmek için bir yandan ses eğitimi almaya da başladım. Zaten yaptığım her işi en iyi haliyle yapacağım derken derken hasta oldum ben, daha iyisinden kendimi alıkoyamam. Eşim Mete Telyakar ve çocuklarım müzikal yolculuğumda en büyük destekçilerim oldular.

‘Psikoz Tüm Dijital Platformlarda Yayınlanlandığında beklediğimin de üzerinde bir ilgi gördü’

Elvan Telyakar / Psikoz Tüm Dijital Platformlarda Yayınlandığında gerek Youtube’da kişisel sosyal medya hesaplarıma ( instagram : @elvan.resmi )  gelen her yorumu, eleştiriyi dikkatle okuyorum. Bana “Bu kadar mı güzel anlatılır, bu kadar mı güzel bir şarkı olur” diyenler oldu, açıkcası hiç sevimsiz eleştiri de almadım ama mutlaka olmuştur. Beni dinleyen şarkımı iyi – kötü eleştiren herkese çok teşekkür etmek isterim. Ama önce sağlık, her şeyin başı sağlık. Bir farkındalık oluşturduysam ne mutlu bana.

Daha başka şarkılarım da var.  Hepsi psikoz gibi değil, çok neşeli şarkılarım da var. Başkalarının şarkımı söylemesi ve yorumlaması da çok hoşuma gidiyor.

Kendimi tamamlıyorum, bana iyi gelen şeyi yapıyorum, içimden gelen sözleri içimden geldiği gibi mırıldanıyorum, şarkılarım beğenildikçe mutlu oluyorum, daha da iyileşiyorum. İsteklerimizi ifade etmekten, gerçekleştirmekten korkmamak, yeteneklerimizi köreltmemek, cesur olmak, biraz da deli olmak lazım.

‘Kendimi dinlemeye, üretmeye, yazmaya, şarkılar yapmaya devam edeceğim.’

Beni iyileştiren ya da hasta eden tüm yaşanmışlıklarıma, bana ilham veren okuduğum kitaplara, kitap kahramanlarına, ruhumu besleyen iyi müziklere, şarkılara, bana her daim motivasyon veren eşime, aileme, çocuklarıma, müzikal yolculuğumda beni yalnız bırakmayan dinleyicilerime teşekkür ederim. Kendimi dinlemeye, üretmeye, yazmaya, şarkılar yapmaya devam edeceğim.

Yönetmenliğini Arif Özçetin’nin yaptığı Elvan Telyakar’ın ilk teklisi Psikoz’un klibi de Didim’de Didimin tarihi ve turistik değerleri ön plana çıkarılarak, Didim Apollon tapınağının büyüleyici tarihi atmosferinde çekilmiş. Levent Deniz Sönmez düzenlemesi ile Yapımcı firma De Prodüksiyon, Magus Medya Prodüksiyon ile ilk klip Youtube da izleyici ve dinleyisi ile buluşmuş. Didim tanıtımında da önemli rol oynadığını düşündüğüm Elvan Telyakar’a kendini gerçekleştirme ve müzik yolculuğunda başarılar dileriz. Dinleyenin ve alkışlayanın bol olsun.

Umut Kaşan – Didim

Elvan Telyakar’ın İlk şarkısı Psikozu izlemek için bağlantıya tıklayınız

 

Continue Reading

Didim

Didim’in Kent Kimliği üzerine Araştırma Yapan Dr. Arzu TOKER Didim için Anket Yapıyor.

Didim’in şehir kimliği adına vereceğiniz cevaplar ile çok önemli veriler sağlayarak bağımsız akademik bir araştırmaya destek vermiş olacaksınız.

Published

on

Dr. Arzu Toker Didim'in Kent Kimliğini Araştırıyor
Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Turizm fakültesi adına Didim’in Kent Kimliği üzerine Araştırma Yapan Dr. Arzu TOKER  için Aşağıda sizler için cevaplaması çok zor olmayan, öyle çok vaktinizi almayacak, vereceğiniz gerçek cevaplarla #Didim adına ve Didim’in şehir kimliği adına vereceğiniz cevaplar ile çok önemli veriler sağlayarak bağımsız akademik bir araştırmaya destek vermiş olacaksınız.
Bu araştırmayı yaparak, ilçemiz Didim için çok değerli bir çalışma başlatan Arzu Toker in mesajını aynen sizlere iletiyorum. ( Umut Kaşan )
Sayın Katılımcı,
Didim’in Kent Kimliği ile ilgili düşüncelerinizi anlamak için oluşturulmuş bu soru formuna verdiğiniz yanıtlarla bilimsel bir çalışmada kullanılacak doğru verilere ulaşılmasına destek olacaksınız.
Katkılarınız için şimdiden teşekkür ederim.
Dr. Arzu TOKER
Anadolu Üniversitesi
Turizm Fakültesi
Not : BU MESAJI OKUYAN HERKES KENDİ PROFİLİNDE DE PAYLAŞABİLİRSE ŞAHANE OLURDU, NE KADAR ÇOK VERİ , O KADAR  SAĞLIKLI SONUÇLAR GETİRECEKTİR. İLGİNİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. ( @dualiteli)

Continue Reading

Didim

Aşılanma sonrası gelişen mıknatıslanma halinin aşı ile ilgisi nedir?

Kaşık düşmüyor çünkü cilt yağı yapışkan vazifesi görüyor ve gözle görmediğimiz mikro pütürlükleri var, aynen araba lastiği gibi düşün, kaşık bu sebeple kaymıyor

Published

on

Aşıdan sonra bizlere gelen “Mıknatıs gibiyim” videolarının, elbet bilimsel bir açıklaması vardır diyordum varmış.

Dr.Alp Sirman, net olarak bu yaşanan mıknatıslanma durumunun aşı ile bir ilgisi yoktur diyor.

Bana göre de o diyorsa yoktur . Kendisini tanımayanlar için Dr. Alp Sırman, medyada sağlık yalanlarını anlatan “Sağlık Balonları” adlı iki kitabı olan, sürekli işin doğrusunu söylemek adında yazan çizen anlatan bir hekim, popüler bilim’de yazıyor ve çok değerli televizyon programları yapıyor. Türk Tabipler Birliği’ne bağlı görev yapan Dr. Alp Sirman’nın söylediklerini ve açıklamalarını uzun yıllardır takip eden bendeniz de söylediklerini ve paylaştığı bilgileri çok önemsiyorum. Dr. Alp Sırman bey bu durumun aşı ile kesin ilgisinin olmadığını söyledi. Bu arada tabii ben de bu mıknatıslanma etkisinin sebebini daha da çok merak ettim.

Biliyorum ya bu durum placebo etkisi değil ya, ondan daha da çok merak ettim. Kendimce araştırdım.

Şöyle bir açıklama da Mikrobiyolog Ertan Çakmak Bey’den geldi. ” Yeni bir şey değil bu durum ve net aşıyla ilgisi yok. Koluna bir pusula tut, ibrenin yönü değişmiyorsa manyetik değilsindir. Bu durum insan cildinin yağı ve pütürlü olması nedeniyle oluşan kayma direncinden kaynaklanıyor. İnsan da manyetik değil, dimagnetik molekülerden oluştuğu için manyetik olamaz. Kaşık düşmüyor çünkü cilt yağı yapışkan vazifesi görüyor ve gözle görmediğimiz mikro pütürlükleri var, aynen araba lastiği gibi düşün, kaşık bu sebeple kaymıyor ” diyor. En azından benim gibi bu durum ile karşılaşan ve haklı bir şüphe ile yaklaşanlar, durumu sorgulayanlara edinebildiğim bilimsel açıklamalarla cevap niteliğinde olsun istedim.

Bu durumun aşı ile ilgisi yokmuş. Dr.Alp Sırman ve Mikrobiyolog Ertan Çakmak başta olmak üzere değerli bilgilere ve ilginize çok teşekkür ederim.

#UmutKaşan #Didim – 11.06.2021

Continue Reading

Çok Okunanlar